Kefalet sözleşmeleri, borçlunun borcunu ifa etmemesi riskine karşı alacaklıyı güvence altına alan en yaygın şahsi teminat türüdür. Ancak, taraflardan birinin “tüketici” olduğu işlemlerde, kanun koyucu zayıf durumda olan tüketiciyi ve onun borcuna kefil olan kişiyi korumak amacıyla genel hükümlerden farklı, özel ve emredici düzenlemeler getirmiştir. Bu noktada, kefalet sözleşmesi büyük bir önem taşımaktadır.
Bu yazımızda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ışığında, tüketici işlemlerinde kefalet sözleşmesinin hukuki niteliğini, geçerlilik şartlarını ve kefilin sorumluluğunun sınırlarını inceleyeceğiz.
Kefalet sözleşmesi, özellikle tüketici işlemlerinde dikkat edilmesi gereken bir unsurdur.
Hukuki Çerçeve ve Temel İlkeler
Kefalet sözleşmesinin genel tanımı TBK madde 581’de yapılmış olsa da, tüketici işlemleri söz konusu olduğunda 6502 sayılı TKHK’nın 4. maddesi devreye girer. Bu madde, tüketici hukukunun temel ilkelerini belirler ve kefalet sözleşmesi konusunda devrim niteliğinde bir koruma sağlar.
“Adi Kefalet” Karinesi (TKHK m. 4/6)
Tüketici hukukunda kefalet ile ilgili en kritik düzenleme şudur: “Tüketici işlemlerinde, tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılır.”
Bu hükmün pratik anlamı çok büyüktür:
- Sözleşmede “Müteselsil Kefil” yazsa dahi, kanun bunu “Adi Kefil” olarak kabul eder.
- Alacaklı (örneğin banka veya satıcı), borçlu asıl tüketiciye başvurup, tüm yasal takip yollarını tüketmeden (haciz veya aciz vesikası almadan) kefile başvuramaz.
- Bu düzenleme emredici nitelikte olup, sözleşme ile kefil aleyhine değiştirilemez.
Tüketici Lehine Verilen Teminatlar
Tam tersi durumda, yani bir tüketicinin alacağı için karşı tarafın (satıcı veya sağlayıcının) verdiği şahsi teminatlar ise kanun gereği “müteselsil kefalet” sayılır. Bu da tüketicinin alacağını tahsil etmesini kolaylaştıran bir düzenlemedir.
Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları (Şekil Şartları)
Bir tüketici işlemine kefil olunurken, TBK madde 583’te aranan sıkı şekil şartlarına uyulması zorunludur. Bu şartlardan birinin eksikliği, kefalet sözleşmesini kesin hükümsüz (geçersiz) kılar.
- Yazılı Şekil: Sözleşme mutlaka yazılı yapılmalıdır.
- El Yazısı Zorunluluğu: Kefil, sözleşmenin altına şu üç unsuru mutlaka kendi el yazısı ile yazmalıdır:
- Kefil olunan azami miktar (Rakamla ve yazıyla açıkça belirtilmelidir).
- Kefalet tarihi.
- Kefalet türü (Her ne kadar tüketici işleminde “adi kefalet” sayılsa da, şekil şartı olarak türün belirtilmesi aranır).
- Eşin Rızası (TBK m. 584): Kefil evli ise, kefalet sözleşmesi kurulmadan önce veya en geç kurulma anında eşinin yazılı rızasını almak zorundadır. Tüketici kredilerinde veya taksitli satışlarda eş rızasının alınmaması, kefaleti geçersiz hale getirir.
Yargıtay Uygulaması
Yargıtay, tüketici işlemlerindeki “adi kefalet” karinesini kamu düzeninden saymakta ve bu kurala aykırı takiplerin iptal edilmesi gerektiğine hükmetmektedir.
- Takip Şartı Olarak Asıl Borçluya Başvuru: Yargıtay kararlarına göre; alacaklı banka veya kurum, adi kefalet hükmündeki bir tüketici kefiline karşı icra takibi başlatabilmek için, öncelikle asıl borçlu hakkında takip yapmalı ve bu takibin semeresiz kaldığını (aciz vesikası vb.) belgelemelidir. Aksi takdirde, kefil hakkındaki takip şikayet yoluyla iptal edilir.
- İsimlendirme Önemsizdir: Sözleşmenin başlığının “Garanti Sözleşmesi” veya “Aval” olması sonucu değiştirmez. Tüketici borcuna karşılık verilen şahsi teminat, Yargıtay nezdinde doğrudan “adi kefalet” olarak değerlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Soru: Banka kredisine kefil oldum, borçlu ödemedi. Banka doğrudan maaşıma haciz koyabilir mi? Cevap: Hayır. Tüketici kredisine kefil olduğunuz için kefaletiniz “adi kefalet” sayılır. Banka önce asıl borçluya gitmeli, onun malvarlığını satıp paraya çevirmeli, borç yine de kapanmazsa ancak o zaman size gelebilir. Doğrudan size gelirse itiraz ve şikayet hakkınız vardır.
Soru: Sözleşmede “müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum” diye imza attım, yine de adi kefil mi sayılırım? Cevap: Evet. 6502 sayılı Kanun emredicidir. Sözleşmeye ne yazılırsa yazılsın, tüketici işlemine kefil olduysanız kanun sizi “adi kefil” statüsüne alır ve korur.
Soru: Eşimin haberi olmadan arkadaşıma kefil oldum, geçerli midir? Cevap: TBK m. 584 uyarınca evli kişilerin kefil olabilmesi için eşlerinin yazılı rızası şarttır. Eğer eşinizin rızası alınmadıysa, bu kefalet sözleşmesi geçersizdir ve borçtan sorumlu tutulamazsınız.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Tüketici hukukunda kefalet, kefili koruyan güçlü mekanizmalarla donatılmıştır. Özellikle “adi kefalet” sayılma kuralı, kefilin asıl borçlu gibi doğrudan takip tehdidi altında kalmasını engeller. Ancak bu korumadan yararlanabilmek ve haksız takipleri durdurabilmek için yasal süresi içinde itiraz ve şikayet haklarının kullanılması gerekir.
Eğer haksız bir kefalet takibi ile karşı karşıyaysanız veya kefalet sözleşmesinin geçerliliği konusunda şüpheleriniz varsa, hak kaybına uğramamak adına uzman bir hukuki destek almanız önemlidir.
Daha detaylı bilgi ve hukuki danışmanlık için yigitkaya.av.tr üzerinden tarafımızla iletişime geçebilirsiniz.